Eğitimde olumsuz pekiştireç nedir ?

Kaan

New member
Eğitimde Olumsuz Pekiştireç Nedir? Kavramın Gerçek Anlamı ve Sınıftaki Görünmeyen Etkileri

Bir öğrencinin ödevini zamanında yaptığında öğretmenin “Bugünlük bu kadar, ek çalışma yapmana gerek yok.” dediğini düşünelim. Ya da sınavdan önce düzenli çalışan bir öğrencinin, çalışmadığında yaşadığı kaygıyı azaltmak için ders çalışmaya yöneldiğini… İlk bakışta bunların hepsi farklı davranışlar gibi görünüyor. Fakat davranışın ardından rahatsız edici bir durumun ortadan kalkması söz konusuysa burada olumsuz pekiştirme kavramını tartışmaya başlayabiliriz.

Bu konuya ilk merak sardığımda benim de kafamı en çok karıştıran nokta “olumsuz” kelimesiydi. Çünkü günlük dilde olumsuz pekiştireç sanki “kötü bir şeyle öğrenciyi terbiye etmek” anlamına geliyor. Oysa psikolojide durum tamamen farklı. Buradaki “olumsuz”, kötü anlamında değil, bir uyaranın ortamdan çıkarılması anlamında kullanılıyor. “Pekiştirme” ise bir davranışın gelecekte ortaya çıkma olasılığının artması demek. APA'nın psikoloji sözlüğü de pekiştirmeyi, belirli bir davranışın gelecekteki görülme olasılığını artıran sonuç ilişkisi olarak tanımlıyor. APA Psikoloji Sözlüğü

Dolayısıyla eğitim açısından asıl soru şu: Öğrenci ne yaptı ve yaptığı davranışın sonucunda hangi rahatsız edici durum ortadan kalktı?

Olumsuz Pekiştireç ile Ceza Aynı Şey Değildir

Bence konu hakkındaki en büyük kavram karmaşası burada başlıyor.

Olumsuz pekiştirme, davranışı artırır. Ceza ise davranışı azaltmayı amaçlayan bir sonuçtur. Ayrıca “olumsuz” kelimesi burada ceza anlamına gelmez.

Örneğin öğretmen:

“Ödevini tamamladığın için tahtaya çıkmak zorunda değilsin.”

diyorsa ve öğrenci ilerleyen haftalarda ödevlerini daha düzenli yapmaya başlıyorsa, öğrencinin davranışı bir rahatsız edici durumun ortadan kalkmasıyla güçlenmiştir.

Buna karşılık:

“Ödevini yapmadığın için teneffüse çıkamazsın.”

uygulaması, belirli bir davranışı azaltmayı hedefliyorsa ceza kategorisinde değerlendirilir.

Basit bir formülle düşünürsek:

Davranış → Rahatsız edici durumun ortadan kalkması → Davranışın gelecekte artması = olumsuz pekiştirme

Bu ayrım eğitimciler açısından son derece önemli. Çünkü öğretmen “Ben öğrenciyi cezalandırmıyorum, sadece ödevini yaptığında onu rahat bırakıyorum.” diyebilir. Ancak burada gerçekten öğrencinin davranışının artıp artmadığına bakmak gerekir. Pekiştirme yalnızca öğretmenin niyetiyle değil, davranış üzerindeki gerçek etkisiyle tanımlanır.

Tarihsel Köken: Thorndike'dan Skinner'a Uzanan Yol

Olumsuz pekiştirme kavramını anlamak için davranışçı psikolojinin tarihine kısa bir yolculuk yapmak gerekiyor.

19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında Edward Thorndike, hayvanların problem çözme davranışlarını inceleyerek sonuçların sonraki davranışları etkileyebileceğini ortaya koyan çalışmalar yaptı. Daha sonra B. F. Skinner, Thorndike'ın fikirlerini geliştirerek edimsel/operant koşullanma yaklaşımını sistematik hale getirdi. APA kaynaklarında da Skinner'ın 1938'deki The Behavior of Organisms ve 1953'teki Science and Human Behavior çalışmalarının davranış analizinin temel kaynakları arasında olduğu belirtiliyor. APA+1

Skinner'ın yaklaşımında önemli olan nokta, davranış ile davranışın sonucu arasındaki ilişkidir. Skinner'ın çalışmaları yalnızca laboratuvar hayvanlarıyla sınırlı kalmadı; eğitim, çalışma hayatı, terapi ve davranış değiştirme programlarına kadar genişledi. APA'nın Skinner üzerine tarihsel değerlendirmesinde, onun davranışın küçük adımlara bölünmesi ve başarıların geri bildirimle desteklenmesi düşüncesinin daha sonra bilgisayar destekli öğretim yöntemlerini de etkilediği belirtiliyor. APA

Burada bence önemli bir ayrıntı var: Davranışçılık bugün eğitimde tek başına bütün öğrenmeyi açıklayan bir teori olarak görülmemeli. Öğrencinin düşünceleri, motivasyonu, öz yeterliği, sosyal çevresi ve anlamlandırma süreçleri de öğrenmede önemli. Ancak davranış ile sonuç arasındaki ilişkinin gücünü hâlâ göz ardı edemeyiz.

Sınıfta Olumsuz Pekiştirme Nasıl Ortaya Çıkar?

Günlük okul yaşamında farkında olmadan pek çok olumsuz pekiştirme örneği ortaya çıkabilir.

Mesela bir öğrenci zor matematik soruları karşısında sürekli:

“Ben bunu yapamıyorum.”

diyerek kitabı kapatıyor ve öğretmen de öğrencinin zorlandığını görüp soruları kaldırıyorsa, öğrenci açısından “kitabı kapatma” davranışı, zor görevden kurtulmayı sağlayabilir.

Eğer bu döngü tekrarlandıkça öğrenci daha fazla kaçınmaya başlıyorsa, problem çözme davranışının yerini kaçınma davranışı alabilir.

Bu nedenle yalnızca “Öğrenci neden tembel?” diye sormak yeterli değildir. Daha işlevsel soru şudur:

Öğrencinin bu davranışı ona ne sağlıyor veya neden kurtarıyor?

Araştırmalar bu bakış açısının özellikle sınıfta problem davranışları anlamada önemli olduğunu gösteriyor. Devlet okullarında yapılan 90 işlevsel analizden oluşan bir incelemede, hedef davranışların sürdürücüsü olarak görev taleplerinden kaçış %26 ile en sık belirlenen pekiştirici işlevlerden biri olmuştu. Aynı çalışmada dikkat %16, kesintiye uğramış etkinliklere erişim %13 ve somut nesnelere erişim %11 oranında bildirilmişti. PubMed Central (PMC)

Bu oranlar “her öğrencinin davranışının sebebi budur” anlamına gelmez. Fakat eğitim ortamında kaçış ve kaçınma davranışlarının sistematik biçimde dikkate alınması gerektiğini güçlü şekilde hatırlatıyor.

Ödev, Sınav ve Disiplin Sistemlerinde Görünmeyen Döngü

Bir öğrencinin ödev yapmadığında öğretmenin görevi ertelemesi kısa vadede sınıfı rahatlatabilir. Öğretmen açısından sorun çözülmüştür. Öğrenci açısından da baskı ortadan kalkmıştır.

Ama sonraki hafta aynı davranış tekrar ederse?

İşte burada davranışın uzun vadeli sonuçlarına bakmak gerekiyor.

Öğrenci:

Ödev → zorlanma → ödevi bırakma → baskının ortadan kalkması

şeklinde bir deneyim yaşarsa, ödevi bırakma davranışı güçlenebilir.

Bu yüzden eğitimde yalnızca “çocuk o an sakinleşti mi?” sorusuna bakmak tehlikeli olabilir. Asıl soru:

Bu müdahale bir ay sonra hangi davranışı daha olası hale getirecek?

Bence olumsuz pekiştirmenin eğitimdeki en kritik tarafı tam olarak burada. Kısa vadede işe yarayan bir uygulama uzun vadede kaçınmayı öğrenmenin zeminini oluşturabilir.

Fakat bunun tersi de mümkündür. Öğrenci uygun bir davranış gösterdiğinde gerçekten ihtiyacı olan kısa bir mola veriliyorsa, mola isteme davranışı güçlenebilir. Bu durumda eğitimci, problem davranışı değil uygun iletişim davranışını desteklemiş olur.

Bilimsel Araştırmalar Ne Söylüyor?

Bu konuda dikkat çekici araştırmalar özellikle “kaçış davranışı” üzerinden yürütülmüş durumda.

Örneğin Waller ve Higbee'nin sınıf ortamında yaptığı bir çalışmada, görevlerden belirli aralıklarla planlı kaçış/mola verilmesinin iki ortaokul öğrencisinde problem davranışları azaltırken göreve katılımı artırdığı bildirildi. Araştırmada bir öğrencinin uygun akademik davranışı ikinci müdahale aşamasında neredeyse %100'lük aralıklara ulaşırken, problem davranışlarının da düşük düzeyde kaldığı raporlandı. Ancak çalışma yalnızca iki öğrenciyle gerçekleştirildiği için sonuçların bütün öğrencilere doğrudan genellenemeyeceği de önemli bir sınırlılık. PubMed Central (PMC)

Bence buradan çıkarılabilecek en değerli sonuç “Öğrenciye sürekli mola verelim.” değil.

Asıl sonuç şu:

Öğrencinin davranışının işlevini anlamadan müdahale seçmek doğru değildir.

Başka bir araştırmada akademik görevler sırasında ortaya çıkan problem davranışların bazı çocuklarda görevden kaçma işlevi taşıdığı görülmüş ve görevlerin özelliklerini değiştirmenin problem davranışın ortaya çıkma ihtimalini azaltabildiği gösterilmişti. PubMed Central (PMC)

Bu da bizi çok önemli bir noktaya götürüyor: Bazen sorun öğrencinin “isteksizliği” değil, öğrenme görevinin öğrencinin mevcut becerilerine göre aşırı zor olmasıdır.

Olumsuz Pekiştirmede Öğretmenin Rolü: Baskıyı Azaltmak mı, Öğrenmeyi Kaçırmak mı?

Bir öğretmenin sınıfta aynı anda 25-30 öğrenciyi yönetmesi kolay değil. Bu yüzden öğretmenler doğal olarak hızlı çalışan çözümler arıyor.

Bir öğrenci bağırıyor.

Öğretmen görevi kaldırıyor.

Sınıf sakinleşiyor.

Kısa vadede herkes rahatlıyor.

Ama öğrenci şunu öğrenmiş olabilir:

“Bağırırsam zor görev ortadan kalkıyor.”

Bu durumda öğretmen istemeden davranışı güçlendirmiş olabilir.

Öte yandan öğretmenin hiçbir şekilde mola vermemesi veya öğrencinin yardım talebini görmezden gelmesi de bilimsel açıdan otomatik olarak daha doğru değildir. Özellikle yoğun akademik talepler öğrencide ciddi kaçınma davranışları oluşturuyorsa, görevin zorluğunu düzenlemek, yardım sunmak ve uygun mola isteme becerisini öğretmek daha işlevsel olabilir.

Bir başka araştırmada, akademik talepler sırasında yüksek kaliteli öğretmen/uygulayıcı ilgisinin çocukların görevlere yönelmesini artırabildiği ve uygun olmayan davranışların azalabildiği gösterilmişti. Araştırmacılar, kaliteli dikkatin negatif pekiştirmeyle rekabet edebilen bir unsur olabileceğini belirtti. PubMed Central (PMC)
 
Üst